|
|
Ölüm Zamanı - David Hewson |
|
“… Sara gözlerini açık tutmaya, gördüklerini iyice düşünmeye zorladı kendini. Stefano Rinaldi’nin serdiği, sağ elinin avuç içiyle, sanki satılık bir masa örtüsüymüş gibi düzelttiği şey, insan derisiydi. Biraz esmerleşmiş fakat açık bir tendi bu ve henüz yıkanmış gibi ıslaktı. Boyundan, cinsel organdan, bileklerden ve son olarak da, deriyi bir bütün olarak çıkarabilmek için omurgayla bacak arkalarından kabaca yarılmıştı. Sara, bunun bir kabus olmadığından emin olmak ve sadece bilmek adına o şeye dokunmamak için kendiyle savaştı. …” |
|
|
Omzumdaki Melek - Vonne Van Der Meer |
|
 “Etkili yaşanmışlıklar kolaylıkla bizimkiler olabilir.” Zürih Eleştirmenler Derneği Bazen insanlar arasından bir melek çıkar ve acımasız ama güzel bir hayattan haber verir.Bazen de gündelik bir aile kavgasının korkunç bir olay hâline gelmesine tanık olur ve kadın kendini ölümle yüz yüze bulur. İyilikle kötülüğün yarışına tanık olur. Vonne van der Meer, insanın içindeki iyilik ile kötülüğün bu yarışını heyecanlı ve harika bir şekilde anlatıyor... Hem de bir meleğin gözünden anlatıyor, omzumuza konmuş bizimle yaşayan bir meleğin… “Vonne van der Meer, bir bakışın ilişkinin başlangıcını oluşturduğu ve bazı duyguların, çok küçük kıvılcımların bile kışın ortasında yazı hissetmemizi sağladığını başarıyla anlattığı gibi, hayatta çok önemli olan küçük ayrıntıları da kurgusunda mükemmel bir şekilde yer veriyor.” Vrij Nederland |
|
Devamı...
|
|
|
Nuh'un Gemisi - Anne Provoost |
|
 “… Geniş bir çukurun üzerinde, zemine dayalı bir hâlde, çevresi dikey ve yatay ağlarla örülmüş gemi şeklinde yapısı olan devasa bir iskele duruyordu. Bataklıktaki insanların güldüğü şey buydu: taşlı çöldeki gemi. Henüz çok yüksek değildi. Hâlen sadece zemin planı gözüküyordu. Gelecekteki boyutu belliydi; ama tasarımı, inşaatçıların bu işe duydukları güvenin azlığını ortaya koyuyordu. Fakat her taraftaki kereste ve zift yığınları, bunu yapan kişinin hırsını gösteriyordu. Bu, iş arayan bizim gibi insanların buraya gelip de hissettiği ilk duyguydu: Buradaki proje çok büyük bir güç tarafından yürütülüyordu ve bu plan sadece bir hayal olmanın da ötesine geçmişti. Büyük bir ihtimalle babam bu yüzden bu denli susamış bir hâlde su testisine sarılmıştı…” |
|
Devamı...
|
|
|
Karanlık Çukur - John CONNOLY |
 “… Kızlar, iri, biçimsiz bir gövdesi olan yaşlı, olgun bir meşe ağacında asılı duruyorlarmış. Büyük babam kızlara doğru gelirken saçlarının renklerini, ipe yapışmış olan ince dal ve yaprakları, dişlerinin sarardığını, ciltlerinin bozulduğunu ve karınlarının deşilmiş olduğunu fark etmiş. Her birinin boynunda asılı duran ağır, kalın ip, kızları yukarıdaki dallarda tutuyormuş…” “John Connolly ÖLÜM SANATÇISI ile şaşırtıcı bir çıkış yakaladı. KARANLIK ÇUKUR da aynı derecede vahşilikte açık sözlü; ama sıkı ve şüphe dolu öyküyü saran masalların yankılandığı daha melankolik bir tonda anlatılmış. KARANLIK ÇUKUR en iyiler arasına girmeyi kesinlikle hak ediyor.” Guardian |
|
|
Bin Delikli Ev - M. EnisTayman |
Alat cebindeki beşliklerden birini tinerciye verdi. Tinerci için beş liranın anlamı büyüktü. Ama bu anlama oranlı bir teşekkürü yoktu. “Sağ ol abi,” dedi yalnızca. Sonra ona beşlik toslayan zibidinin parasını ötekilerle paylaşmak için kayboldu. Çamaşırcı bir keresinde, “Dilencileri, sol omzumuzdaki melekler çıkarır karşımıza. Onlar karşımıza çıkar, biz günahlarımızı hatırlarız. Ama salak insanlar, vicdanlarında boğulmamak için onlara para verirler. Oysa vicdan, çok derin ve engin bir denizdir ve dilencilerle avunacak kadar açıktaysan, zaten boğulmak üzeresindir. Ders bir: Asla bir dilenciye para verme. Sen yalnızca gördüğün her dilencide işlediğin günahları hatırla,” demişti. İçine dönebildiğin kadar kendini kazanırsın.... |
|
Devamı...
|
|
|
Maviydi Adalet Sarayı - MURAT TUNCEL |
Saatim nerede? Takıldım bulutların arkasına, zamanı da unuttum. Ooo, neredeyse Bayan Carolien gelir. Güzel bir akşam yemeği yapayım. Oturur birlikte yeriz. Biraz da söyleşiriz. O bana, bir odalık mutluluk verdi. Ben de onun için bir şeyler yapmalıyım. Bir başlangıç olmalı. İki yıl aradım böyle bir odayı. İki yılın başkaları için anlamı olmayabilir, ama benim için çok anlamı var. Çok sesli bir koro gibi. Çok sesli bir koro gibi değil, Hollanda’nın Residentie Orkestrası gibi... |
|
Devamı...
|
|
| |
|
|
|